1 Nisan 2020 Çarşamba

Akşam Üzeri 6.30

Hızlanan yağmura aldırış etmeyecek bir durumdaydım sanki, daha doğrusu kendime söylediğim şey buydu. Bazı şeylerden kaçmanın bir yolunu başka bazı şeyleri göz ardı etmekte bulduğumu düşündüm. Az önce gördüğüm o yaşlı kadını sanki yıllar önce görmüş gibi hissettiğimi fark ettim. Ya gerçekten öyleydi, ya da ben gerçeklik algımı kaybediyordum. Aynı anda hem sonuna kadar canlı, hem de ölmüş biri kadar pes etmiş hissediyordum. Yürümeye devam ettim. 5 dakika önce kendime dair her şeyden eminken, şimdi nasıl tam tersini hissedebildiğimi sordum kendime. Deliliğin özgürlüğünü böylesine cazip görmek için daha erken dedim kendi kendime. Kalabalıkların arasındaydık,hepimiz hayattaydık, ama bir parçamız, bir şekilde yaşamıyordu. Nefret ile sevginin iç içe geçtiği bir kargaşanın içindeydim sanki. Keşke bozuk param olsaydı cebimde de binebilseydim o otobüse dedim. Neden yürümek istemiştim ki? Nasıl 5 dakika önce verdiğim bi karardan böylesine pişman olabiliyordum? Ayaklarım hafiften ıslanmıştı. Yürümeye başlamıştım ama bir kere, eve kadar sabretmem gerekiyordu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder