12 Aralık 2023 Salı

Düşünceler: 1

Kendimi bu aralar daha çok hissediyorum. Üstüne bir de, kendini eskiye göre daha çok hisseden insanlarla karşılaşıp duruyorum. Tecrübe, gerçeklikten rüyaya meyleder gibi oluyor bazen; akışına bırakıyorum. 

Değişim sancısını en içten şekilde kabul ediyorum önce, sonra düşünüyorum. Eğer o an yeterince azimliysem; önce külfet gibi görünen şey, bir öğretmen oluveriyor. Tüm acıların ve zorlukların asıl rolü sunuluyor sanki gözlerimin önüne, fakat görmem gereken zamandan önce. İşte o an şöyle oluyor bakın; kişisel gelişim için gerekli ve yararlı olan o “farkındalık” meziyeti; o an yutabileceğinizden büyük bir lokma sokmaya çalışıyor sanki ağzınıza. Hazineye ulaşmanın tatminini ve o hazine sandığının ağırlığını aynı anda, neredeyse aynı şiddette yaşıyorsunuz. Önünüze dökülen o bilgi yığınına söylenmek isterken, nankör değil çalışkan olmanız gerektiği geliyor aklınıza. Aklınıza uyuyorsunuz. İşte o zaman algılarınız açılıyor; biliş seviyeniz yükseliyor ve en nihayetinde de, daha yakın oluyorsunuz kendinize, ve parçası olduğunuz pratik evrene; doğaya.

Şimdinin şekil vermiş olduğu 35’lik Kaan anlatmaya çalışıyor gibi bana bir şeyler bazen; zorluyorum kendimi ben de o vakit, anlamak için. 

Bazen anlıyorum gerçi, çünkü zamanla kavradım heves ile adanmanın farkını. 35’lik Kaan hatta, şöyle bir şey demişti bir ara bana, tavırsızca: “ Emek sahibi olmayan, sevgi sahibi olmayı kaldıramaz. Emek seni inşa eder, inşa olamazsan da; giyinip kuşanamaz ve süslenemezsin.”

Herhangi bir şeye, herhangi bir nedenden dolayı, devamlı ve tutarlı bir şekilde emek veremeyen insan; gerçek anlamda bir sevgiyi hak etmiyordu anladığım kadarıyla, 35’lik Kaan’a göre. Çünkü o zaman, insanın kendini hissetme şansı azalıyordu. Şöyle diyordu az yüksek bir sesle bazen: “Kendini tanımak istiyorsan, kendinle uğraşıp, seni biraz rahatsız etmek zorundasın.”

Emeğe, emek vermeye çok önem veriyordu, onu hatırlıyorum işte. Bir de, tutarlı olmak doğanın buyruğudur demişti bana önceleri. Devam etmişti sonra: “ Buna ister doğa, ister tanrı, istersen de evren de; hatta bunu hikayelerle somutlaştır işini kolaylaştırcaksa. Bazen, hatta çoğu zaman, pek çaresiz zamanlarında bel bağladığın, inanıp dua ettiğin şeyin bir varlık değil; bir konum olduğunu unutma. O konuma gelen bazen tanrı, bazen evren, bazen felsefedir. Sıfatlara takılma! Öze odaklan!”

Emek vermeye hazır, prensip sahibi ve tutarlı bir insansanız ancak, gerçek anlamda iyi ve değer görmeye layık olabilirmişsiniz bizim 35’liğe göre anlayacağınız.

Bilmiyorum, kendime öncelerden farklı bir pencereden bakabiliyorum artık sanki. Okuyorum. Bırakıyorum. Deniyorum. Sanırım ben de çoğu zaman cevap vermek için değil, alabilmek için yazıyorum.

1 yorum: